İki albüm ama ikili albüm değil. İki albüm ayrı ayrı. Duman I ve Duman II isimleriyle. Neden böyle bir pazarlama yöntemi izlediklerini anlmadım açıkçası. Çift disk bir arada piyasaya sürmeleri daha mantıklı gibi görünüyor. Zaten adet de bu değilmidir. En azından bir miktar ara bırakmaları gerekirdi iki albüm arasında. Her neyse, böyle tercih etmişler, kendileri bilir tabi. Ama promosyon yöntemi olarak albümlerini önceden internete sızdırdıklarını düşündüğüme göre albüm satışlarını çok da umursamıyorlar heralde. Bu konuda, internetten korsan download ve TTnet müzik hakkında bir turtam var yakında.
Neyse biz işin pazarlama ve piyasa kısmını bir kenara bırakalım da müziğe odaklanalım. İktisatçı olunca piyasaya takılmadan edemiyorum. Ama piyasa ticari açıdan her ne kadar garip bulsam da, müzikal açıdan o kadar doyurucu bir albümle karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Cengiz Baysal'dan yukarıda bahsettiğim sözleri işitmeseydim de merakla beklediğim bir albümdü zaten. Tarzı oturmuş ve Türk Rock'ının içinde kendi yerini çoktan edinmiş bir grup olduğu için yapacakları her iş, güzide Rock piyasamızın yönünü çizebilecek öneme sahiptir. Arabesk grunge derler Duman'ın tarzı için ama Anadolu grunge daha uygun bir isimdir bence. Tıpkı Kurban gibi, Anadolu Rock 2000li yıllarda nasıl yapılır sorusuna cevap niteliğinde bir müzik icra etmekteler. Biraz arabesk sos elbette ki var ama hangimizde yok ki? Bu arada Kurban albümünün de yolda olduğunu da bizzat Kerem Tüzün kaynaklı bir haberden edindim. Sırası gelmişken buraya sıkıştırayım.
Bu albüm için tarzlarını değiştirmişler eleştirilerine ve yorumlarına ise kesinlikle katılmıyorum. Cengiz Baysal etkisi dışında Duman hala Duman. İlla ki müzikal bir ilerleme, gelişme var. Ama o da olmasa zaten Türk Rock'ının yol çizen gruplarından biri olduğunu iddia edemezdik. Farklı mı? Biraz. Ama Duman gibi bir Duman dememek için de hiç bir neden yok. İki albüm birbirinden bağımsız albümler değil. Aksine kesinlikle bir bütün olduklarını söyleyebilirim. Çift disk olarak piyasaya sürülmemesine şaşırmam da bundandır zaten. TTnet müzik sayesinde çift diskmiş gibi oldu zaten benim için. Ancak şimdilik Duman I'i daha çok dinlediğimi söyleyebilirim. Ama hep böyle olur bende. Çifte albümlerin ilk önce birincisine takılırım. Tam sıkılmaya başladığımda ikincisine bağlanırım. Bu albüm de eminim böyle olacaktır. Gerçi Duman'ın dokunaklı şarkıları bu albüme koymuş olmasının da etkisi yok diyemem. Ayıptır söylemesi biraz aşığım da şı sıralar. Ehhem! Neyse, geçelim.
Son olarak yukarıda da sözünü ettiğim Cengiz Baysal etkisine değineyim. Cengiz Baysal artık Duman'ın daimi üyesi. Albümlerin kayıtlarında zaten her zaman o çalmıştı. Askerden döndüklerinden beri konsere de çıkıyordu, şimdi albümün kartonet fotoğraflarında bile yer alıyor. Alen'i en son Nil'in klibinde gördüm. Tam olarak ne yapmakta şu sıralar bilemiyorum. Sevgilisi Gökçe'nin yeni albümü için çalışıyordu en son. O albüm de yayınlandı ya da yayınlanmak üzere. Neyse biliyorsunuz çok çabuk dağılıyorum. Konumuz Cengiz Baysal. Ne kadar büyük ve yetenekli bir müzisyen olduğunu söylemek gereksiz. En son ODTÜ'de de bizzat gördüm bu gerçeği. Duman'a bambaşka bir boyut katıyor o da kesin. Zaten Ari Barokas Cengiz Hoca diye anıyor kendisini. Üçünün toplamından daha fazla müzik bilgisi olduğu da kesin. Ama başımızda prodüktör yoktu demesine rağmen bana sanki bu albümün prodüktörlüğünü yapmış gibi geldi. En azından de facto olarak. Davul partisyonları adeta ışıldıyor. Hücum kaydın içinde bu kadar dikkat çekebilmesi ne kadar kaliteli ve üst düzey bir iş çıkardığının göstergesidir zaten kanımca. Tarz değişikliği olarak algılanan şey tam olarak budur bana göre. Kendisi caz altyapılı bir müzisyen olduğu için Duman'ın sounduna biraz caz sosu bulaştırmış o kadar. Birer de şarkı yapmış her iki albüm için. Şarkılar yine müzikal kalite olarak çok yukarılarda. Yani öyledir heralde ki beni biraz aşmış. Ama çok yetenekli ve teorik bilgisi çok fazla olan müzisyenlerin ekseriyetinde olduğu gibi, Cengiz Hoca'da da biraz duygu ve içtenlik eksikliği var. Müziği kitabına uygun yaparken ruhunu biraz kaçırabiliyorlar gibi gelir bana hep. Klasik müziğin halka inememesinin sebebi de budur bana göre. Olabilir. Bu şarkıların da değerini bilenler mutlaka vardır. Ama dediğim gibi beni biraz aştı, Kumbela ve Yağmurun Sabahında isimli Cengiz Hoca eserleri. Gizli prodüktör olarak albüme katkı yaparken kaçırmamış bu ruhu, hatta daha da büyütmüş, şimdilik bu yeterli bizim için.
Evet! Aylar sonranın ilk turtası Duman'lı oldu. Duman'ı üstünde... 2009 çok hareketli geçiyor ve hareket Duman'la başladı. Klasik olabilecek bir albüm değil gibi. Taban kitleye biraz fazla kaliteli gelme ihitmali yüksek. Yine de Duman diskografisinde yıllar sonra bile çok sağlam bir yere sahip olacağına emin olabilirsiniz. Albümdeki favori şarkılarımın da adını vereyim bari, Bu Aşk Beni Yorar ve Sor Bana Pişmanmıyım. Helal Olsun da hiç fena değil tabi. Bundan sonra kısa olacak dedim ama yine uzun oldu. Kısmet. Afiyet olsun!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder