19 Mayıs 2008 Pazartesi

Mor, Ötesi, Deli ve Eurovision



Yıllardır Eurovision Şarkı Yarışması'nı düzenli olarak takip ederim. Her yıl Mayıs geldiğinde Eurovision heyecanı sarar bedenimi. Son iki senedir Youtube sayesinde diğer ülkelerin aday şarkılarını dahi dinleme fırsatı da buluyorum. Yarışma öncesi tahminlerim de oluyor haliyle. Mor ve Ötesi Eurovision'a katılacakmış dediklerinde ben de herkes gibi burun kıvırdım. Tamam süper sadık bir MVÖ fanı olmayabilirim ama diskografisine hakim olduğum bir grup diyebilirim gönül rahatlığıyla. Ve bu iki sevdiğim şey bir araya gelince nedense hoş bir tat canlandırmadı kafamda. Sonra Deli'yi duyduk hep birlikte. Daha sağlıklı yorumlar yapma fırsatım oldu. O zaman bu günkü turtamız biraz mora çalacak demektir. Haydi buyurun sofraya.
Hemen belirteyim, Deli'yi Mor ve Ötesi'nin Büyük Düşler albümünün bütün şarkılarından daha çok sevdim. Bir çok Mor ve Ötesi fanının aksine Büyük Düşler albümünü grubun kariyerinin en zayıf albümü olarak görürüm. Dediğim gibi süper sadık fanlardan değilim. Ama Dünya Yalan Söylüyor gibi bence en iyi 5 Türkçe Rock albümünden biri olan albümün ardından, tıkanmış ve ne yapsa bir öncekinin üstüne çıkamayacağını bilen bir grubun yaratamama sancısının ürünü olduğunu hissettim. Samimi gelmedi kısaca. Ancak o albümü ne kadar zayıf ve samimiyetsiz bulduysam, Deli'yi de okadar samimi ve güçlü buldum. Sağlam bir şarkı sundu bize ve üstelik Türkçe'ydi. Bir şarkının hangi dilden olduğu çok umrumda değildir aslında ama uluslararası bir yarışmada Türkçe şarkı ile başarı kazanmayı daha değerli bulurum. Sonuçta size oy verenlerin değerlendirebileceği tek kriter kalır eğer şarkı Türkçe ise, o da sadece Müzik. Tamam Eurovision için bir çok siyasi kriter de mevcut ama biz müzikle ilgilenelim.
Şarkı başarılıydı başarılı olmasına ama Eurovision'da bütün piyasa kuralları alt üst olur bildiğimiz gibi. Deli'nin handikapı tam bu noktada başlıyor işte. Eurovision'da piyasa koşulları işlemez. Avrupa'nın bir çok ülkesinde gay eğlencesi olduğu gerçeği ülkemizde de ayyuka çıktı. Homofobik bir yaklaşım olsa da gay lobisinin varlığı da inkar edilemez. Ve bu faktör neden kuralları ters yüz eder onu da anlamam. Ama böyle bir şey var ve ne Deli'de ne de Mor ve Ötesi'nin kendisinde eşcinsel herhangi bir öğe göremiyorum. Gerçi Sertap Erener sonrası piyasaya uygun şarkılar trendi baş göstermişti. Bir iki sene de öyle sürdü. Ama Eurovison'da trendlerin ömrü de en fazla bir kaç sene sürer. Sonrasında önce Kuzey Avrupa metali kazandı, geçen sene de ne idüğü belirsiz bir balad birinciliği yakalasa da akıllarda Ukrayna'nın aliminyum folyo kaplı adamları kaldı. Yani şu an trend abartılı şovlar. Şovu ne kadar abartır, ne kadar kitch olursanız o kadar başarılı olursunuz.
Peki bizim güzide şarkımız bu trende uygun mu? Hiç zannetmiyorum. Tamam güçlüdür dedik, kendini dinletiyor da diyelim. Hatta dinlendikçe daha çok seviliyor bile diyelim. Ama nereden bakarsanız bakın eli yüzü düzgün bir şarkı. Bunun iyi bir özellik olması gerekirken dezavantaj oluşuturuyor. Aslında ben de Eurovision'u bu yüzden seviyorum galiba. Neyse, Mor ve Ötesi'nin şansı nedir o zaman? Bir kaç ihtimal var, gerçekleşirse başarı gelir. Birincisi, siyasi konjonktür bir hafta içinde mucizevi bir şekilde ülkemiz lehine dönmeli. Bir kaç yüz yılda olmayanın olması gerekli yani. Azerbaycan var bu sene gerçi. Bir 12 puanımız daha var gibi. İkincisi, Mor ve Ötesi şarkının videosundaki kukla konseptini olabilecek en abartılı şekilde sahne şovuna yedirmeli. Bu olabilirmiş gibi geliyor. Bir diğeri, Avrupa Gay Lobisi bu sene derli toplu rock gruplarını trend olarak belirlemeli. Ben bu ihtimali pek mümkün görmüyorum çünkü Athena sonrası pek çok ülke bunu denedi ama olmadı. Bir de son ihtimal var ama onu geçenlerde kardeşime kurduğum cümleyi burada tekrar kurarak dile getireyim. "Mor ve Ötesi sahneye çıplak çıkmadığı sürece birinci olamaz!"
İşte böyle. Beklentimi de gayet net belirtmiş oldum tırnak içindeki cümleyle. Yine de hadi hayırlısı. Sertap Erener birinci olduğunda ne kadar sevindiysem, bu sefer de o kadar sevinirim eğer kazanırlarsa. Ama şans ve başarılar dilemekten başka bir şey yok yapacak. En azından sıfır çekmeyecekleri garanti. Seneye de beni dinlesinler Davut Güloğlu'nu göndersinler yarışmaya. Bakın o zaman neler oluyor. Yarışma öncesi tahminlerle dolu bir turta da yolda bu arada.

Hiç yorum yok: